TANIM
Çocuklardaki uyku problemleri yaşa göre farklılıklar gösterir. Çocukların genelde uykuya dalma, uykuyu devam ettirme, yeterli uyku alma, uykunun kalitesi açısından problemler yaşanabilir. Uyku problemleri genelde çocuğun psikososyal stres faktörlerine ve kaygı durumlarına gösterdiği bir reaksiyondur. Özellikle çocuklarda bu kaygı durumu ile ilgili uyku problemlerine sık bir şekilde rastlanır
NEDENLER
Oyun çocukları ve okul öncesi yaş grubu çocuklarda uykuya dalma güçlüğü ve gece uyanmalarının en sık nedeni uykuya başlama çağrışımları ile ilgili olanıdır (Zulliger, 1998). Anne ve babanın yardımı olmaksızın yerleşme, kendini rahatlatma ve uykuya dalma çocuklarda öğrenilen davranışlardır. Eğer bir çocuk uykuya dalmak için annesinin yardımına (sallanma, beslenme, kucağa alma) ya da özel etkinliğe (oyuncak, müzik) alışmışsa, gece uykusu içindeki uyku basamakları arasındaki fizyolojik uyanmalarında da bu çevre şartlarını isteyecektir. Uykuya dalma güçlüğü olan çocuklarda bu fizyolojik uyanışlarda anne-baba müdahalesi ya da alışılmış özel davranışların yapılması gerekir
Okul çağı çocuklarında uykuya dalma güçlüğü ve uyuyamama problemleri daha çok anksiyeteye, üzüntüye, strese ve korkulara bağlıdır. Bu problemler gece bir şeyden korkmaya, bir kabusa ya da gündüz olan travmatik bir olaya veya başka bir spesifik olaya tepki olarak ortaya çıkabilir. Tedavinin ilk basamağı korku ve aygının kökeninin tanımlanması ve buna yönelik girişimlerdir. Bir çok faktör söz konusu problemle ilişkili bulunmuştur; bebeğin mizacı, beslenme, fiziksel rahat oluş, evlilik çatışmaları ve ebeveyn psikopatolojisidir. Anne ile babanın büyük kavgaları buna benzer bir durum yaratabilir. Yukarıdaki vakada görüldüğü gibi, çocuğun gece korkuları yeniden çıkabilecek bir kavgada anneye bir şey olacağı ya da annenin evi terk edeceği korkusundan kaynaklanmaktadır. Çocuk uyanık kalmakla bilinçaltında bu kötü sonu önleyebileceğine inanmaktadır
2.4. VAKA ÖRNEĞİ
A. Yörükoğlu (2002) bu konuyla ilgili deneyimini şu şekilde anlatmıştır:
Yedi yaşında bir küçük kız, gece korkuları nedeniyle, Çocuk Ruh Sağlığı Bölümü'ne getirilmişti. Çocuk bir aydır geceleri ya sık sık uyanıyor ya da saatlerce uyanık kaldıktan sonra dalabiliyordu. O güne dek kendi odasında yatan çocuk annesi ile yatmaya başlamıştı. Uykuda bile annesinin elini bırakmıyordu. Anne yanından kalksa sıçrayarak uyanıyordu. Geceleri anne-babayı bitkin düşürdüğü gibi gündüzleri de sakin değildi. Neden uyuyamadığı sorulunca "korkuyorum" diyordu. Camdan biri bakıyor deyip perdeleri kapatıyor, bacadan birinin girdiğini sanıyordu. Çok huysuzlaşmış ve bebekleşmişti. Yemeğini hep annesi yedirsin ve hep yanında otursun istiyordu. Tırnaklarını yemeye başlamıştı. Çocukta birden ortaya çıkan ve anne-babayı şaşkına çeviren bu değişme neden olmuştu? Anneyle yapılan bir görüşme, çocuktaki bu tedirginlik ve paniği açıklamaya yetmişti: Korkuların başlamasından bir süre önce, anne ile baba arasında kavga çıkmıştı. Anneye göre baba, sık sık yaptığı gibi, tartışmayı "İstemiyorsan çık git bu evden!" diyerek kapatmıştı. Anne daha önce "Bir daha böyle söylersen, gerçekten giderim" diye yemin ettiği için, kalkmış kendi annesinin evine gitmişti. Çocuklar babayla kalmışlar ve birkaç gün anneyi görememişlerdi. Baba anneyi geri getirmiş, ortalık da yatışmıştı. Ancak korkuların başlamasından az önce bir başka tartışma çıkmıştı: Çocukların önünde baba anneye bir tokat atmış, anne fenalık geçirerek yere yığılmıştı. Uykusuzluk ve gece korkuları bu olayı izlemişti. Küçük kız anneyi gündüz bile uyutmaz olmuştu. "Kalk anneciğim, bayılmadın değil mi, hastalanmadın değil mi?" diye silkeliyor, sık sık "Yüzüme gül anneciğim, gidelim bu evden" diye ağlıyordu. (s. 300-301)
UYKU PROBLEMİ TÜRLERİ
Çocukluk çağının en önemli ve en sık rastlanan uyku sorunları;
(a) Gece kabusları,
(b) Uyku terörü,
(c) Uyurgezerliktir.
a-Gece Kabusları
Gece kabusları uykunun ikinci yarısında meydana gelir. Çocuk etkisinde kaldığı bir olayı veya kaygılarını rüyasında yaşayabilir. Sık yenilenen korkulu düşler, çocukta genellikle iç sıkıntısı ve tedirginlik belirtisidirler. Özellikle kimi korkulu düşler karabasan (kabus) denen ürkütücü biçime girerler. Gece kabuslarında çocuk sıçrayarak veya bağırarak uyanır. Şaşkın ve korkulu gözlerle çevresine bakar. Kısa bir süre, düşün gerçek olup olmadığını bilemez. Sakinleştirildikten sonra tekrar uykuya dalar. Ertesi gün ise gece olan olayı hatırlar ve kabusu anlatabilir.
b-Uyku Terörü
Gece terörü genelde uykunun ilk yarısında veya ilk üçte birlik kısmında meydana gelir ve çocuk korkulu düşten sonra uyanmaz; yarı uyanık bir halde yatağında oturabilir, dolaşabilir, ağlama ve konuşma görülebilir. Çocuk kendinde değildir. Kendisini yatıştırmak isteyen anne ve babasına tepki gösterir. Birkaç dakikadan yarım saate kadar sürebilen bu nöbetten sonra çocuk uykuya dalar ya da uyanır. Uyandıktan sonra çocuk olup bitenleri hatırlamaz. Çocuk zor kullanılmadan uyanırsa nöbeti sona erer. Uyanmazsa, yapılacak iş, çocuğun çırpınması sırasında kendini yaralamasını önlemektir. Uyku terörü yıldan yıla azalarak ergenlik çağında son bulur
c-Uyurgezerlik
Uyurgezerlik genellikle yaşla seyrelir, ergenlik çağından sonra çok azalır veya tümden kaybolur. Uyurgezer çocuklar genellikle uykunun en derin olduğu gecenin ilk yarısında yatağından kalkıp gezerler. Uykuda gezme yarım dakikadan bir saate kadar uzayabilir. Çocuk uykuda gezerken konuşabilir ama söyledikleri anlaşılmazdır. Gözleri açıktır ama bakışları donuktur. Çocuk evin içinde gezinirken amaçsız bir şekilde kapıları açar, dolapları karıştırır, hatta evinden çıkıp gidebilir. Kendiliklerinden uyanabildikleri gibi hiç uyanmadan tekrar uykuya dalabilirler. Uyku teröründe olduğu gibi, o sırada herhangi bir şekilde kendini, bir yere çarparak veya yataktan düşerek yaralanabilir .Çocuk sabah uyandığında uykuda gezdiğini hatırlamaz. Uykuda gezme döneminde düş görülmez. Çocuğun düş gördüğü dönem (hızlı göz hareketlerinin olduğu evre) daha çok gece kabuslarının ve uyku terörünün yer aldığı dönemdir. Aile içindeki baskılar, çatışmalar, okulla ilgili sorunlar uykuda gezmeyi sıklaştırabilir. Ayda birkaç kez uykuda gezme oluyorsa çocuğu gergin ve tedirgin yapan nedenler araştırılmalıdır. Uyku bozukluğu şiddetli boyutta ise bir uzmandan yardım almak uygun olabilir.
ÖNERİLER
Davranışsal girişimler, genellikle gecenin ortasında uyanma zamanlarında bebeğin ağlamasına yanıt olarak anne-babanın yanında var olması tarzındaki pozitif pekiştirmeyi azaltmaya odaklanır (söndürme). Ayrıca davranışsal tedavi yöntemlerinden biri olarak çocuğun ağlamasına yanıt şeklinde yanında olma davranışının süresinin gittikçe uzatılması önerilmektedir (duyarsızlaştırma).
Gece uykuya yanıttan çok uyku öncesi etkileşimlerin değiştirilmesi de söz konusu problemi çözme yöntemlerinden biri olarak kabul edilir (Durand ve Mindell, 1990). Okuma, şarkı söyleme, sakin oyun oynama gibi bireyselleştirilmiş yatak ritüelleri önerilir. Anne-baba çocuğun uyandığında yatakta kalmasını yüreklendirebilir ve uyuyana kadar yanında bulunabilir. Yatma zamanında 'ayrılık' sorunu çözülebilirse, gecenin ortasındaki uyanma sorunu büyük olasılıkla kaybolur.
Reyhan Turan |