YALAN SÖYLEME

 

TANIM
Yalan söyleme karşıdaki kişiyi yanıltmak ve yanlış bilgi vermek amacıyla kasten ortaya konan kandırma davranışıdır.

ÖZELLİKLER
Küçük çocukların hepsi yalan söyler ve bunu 'gerçek' ile 'düş ürününü' birbirinden ayıramadıklarından yaparlar. Çocukların yalanları kendilerine hoş gelen hayallerden kurulmuş bir oyundur, kendilerine haz sağlamak için böyle bir oyunu oynayıp dururlar sürekli. Bir çocuk belirli bir bilişsel olgunluğa ulaşmadan yalan söyleyemez. Çocuğun yalan söyleyebilmesi için öncelikle diğer insanların düşüncelerinden haberdar olması gerekir. Bazı araştırmacılara göre çocuklar üç buçuk yaşına kadar diğer insanların fikirlerinden habersizdir Bu yaşlardaki çocuklar kandırma davranışını daha çok büyüklerini memnun etmek ya da cezadan kaçmak için önceden öğrendikleri tepkileri sergileyerek gerçekleştirirler.

YALAN TÜRLERİ
Küçük çocuklar masum yalanlar söyler. Bu tür yalanlara 'sözde' (pseudo) yalan denir. Bu yalanlar genellikle düşüncelerde doyum sağlamaya yöneliktir ve çocuk söylediğine inanmaktadır. Gelişim ilerledikçe çocuk engellemelerle daha sık karşılaşır ve olmasını arzu ettiği şeylerle ilgili doğru olmadığını bildiği hikayeler uydurur. Çocuk okul çağına gelinceye kadar yalan söyleme konusunda endişe etmeye gerek yoktur. Çünkü bu yaşlar çocuğun hayal gücünün en fazla çalıştığı yaşlardır. Çocuk birtakım olaylar, durumlar uydurabilir,hayali arkadaşlar ve hayali olaylar yaratabilir. Bunlar oyun niteliği taşır ve çocuk kurduğu bu hayalleri gerçek gibi kabul eder. Henüz gerçeklik ilkesinin egemen olduğu döneme girmemiştir, dolayısıyla şu ya da bu durumun gerçekliği konusunda yanılgıya düşer sık sık . Gerçekliğe sadık kalmak ise zamanla oluşan bir durumdur.

Yedi yaş döneminde çocuk yalan söyleme araçlarından yalnızca birine, yani dile, o da pek gelişmemiş haliyle sahiptir. Bu dönemde bir olayın gerçek ve uydurma olarak iki ayrı yönü olabileceğinin bilincinde değildir. Yalan söyleyebilmek için önce gerçeği bilmesi ve yaşadığı durumları tek gerçeklik olarak algıladığı benmerkezci düşünme dönemini aşması gerekir. Okula başlama yaşına denk gelen dönemde çocuk, karşısındakinin fikirlerinden haberdar olmaya, onları yönlendirmeye ve daha iyi kandırma teknikleri kullanmaya başlar. Karşısındaki kişinin onun niyetini ve yalanın içeriğini değerlendirdiğini fark eder. Sözel olmayan davranışlar ve karşıdaki kişinin tepkilerini kontrol etme becerisiyle daha inanılır hikayeler anlatır. On yaşındaki çocuk somut sonuçlar veren yalanları daha ciddi olarak algılar, yalanları sonuçları ve etkilerine göre değerlendirir. Sonuçta biri cezalandırılıyorsa o ciddi bir yalan söylemiştir. Artık çocuk bilerek yalan söylemeye, gerçekleri bencilce bir sonuca varmak için bilerek saptırmaya başlamıştır.

R. Allendy'e göre, yalana neden olan 4 etken vardır. Bunlar;
(1) Aşağılık duygusu,
(2) Suçluluk duygusu,
(3) Saldırganlık,
(4) Kıskançlıktır.

Yapılan araştırmalar kendileri ve çevreleriyle barışık olan çocukların yalana en az başvuranlar olduklarını göstermiştir.

ARAŞTIRMA SONUÇLARI
Çocukların yalan söyleme davranışı konusunda yapılan çeşitli araştırmalar;

  • 1. zeka düzeyi düşük çocukların mantığa aykırı yalanlar, normal ve üstün zekaya sahip olanların ise mantığa uygun yalanlar söylediklerini,
  • 2. kız çocuklarının karşılarındaki kişiden bilgi saklayarak, erkek çocukların ise bilgiyi çarpıtarak yalan söylediklerini,
  • 3. yalan söyleyen çocukların genellikle anne-babaların tarafından yeteri kadar ilgi ve sevgi görmedikleri, mutsuz bir aile ortamında yetiştiklerini,
  • 4. yalanın değişik yaşlardaki erkek çocuklarda hırsızlık ve kavga çıkarma gibi suça yol açan davranışlarla birlikte ortaya çıktığını,
  • 5. özellikle çocuklukta söylenen kronik yalanların yetişkin yaşamda uyuşturucu, alkol alışkanlığını, ve şiddete başvurmak gibi toplumsal yaşama uygun olmayan davranışlarla ilişki halinde olduğunu saptamıştır.
     

YALAN SÖYLEMENİN NEDENLERİ
Yalan çocuğa ilişkide bulunduğu çevre tarafından öğretilir. Çocuk taklit etme yoluyla, diğer çocukları ya da yetişkinleri gözlemleyerek yalan söylemeyi öğrenebilir. Anne ve baba birbirine ya da çocuğa yalan söylüyorsa yalanlar çoğalır. Sürekli eleştirilen çocuk hata yapmış olmaktan ve küçük düşürülmekten korktuğu için yalan söyleyebilir.

Cezalandırmaya yatkın anne ve babaları olan çocukların yalan yoluyla istediklerini elde ettikleri ve bu yüzden de yalanı alışkanlık haline getirdikleri görülür.

Çocuk yetersiz ilgi ve sevgi gösteren anne-baba tutumları sonucu ihtiyaç duyduğu ilgi ve sevgiyi yalanla sağlamayı deneyebilir.

Yalan takdir edilmek amacıyla söylenebilir. Örneğin, çocuk öğretmeni tarafından takdir edilmek için hiç çalışmadığı halde çok ders çalıştığını söyleyebilir.

Anne-babanın beklentisinin yüksek olduğu durumlarda, çocuk hayal kırıklığına uğratmamak için ailesine yalan söyleyebilir.

Aileye bağlılık, dayanışma, verilmiş söze saygı gibi durumlar yalan söylemeye neden olabilir (anne-babasına söz verdiği halde düşük notlar alması ve bunu onlardan saklaması gibi).

Anne-babanın yanlış tutumlarına karşı çocuğun geliştirdiği utangaç ve içe dönük kişilik özellikleri hatayı itirafı önleyerek yalana yol açabilir.

YALANLA MÜCADELE
Toplumsal düzeni ve kişilerarası ilişkileri bozan bu yalanları düzeltmek mümkündür. Çağlar (1981) yalanın alışkanlık haline gelmesini engellemek için alınması gereken önlemleri şu şekilde belirtmiştir:

1. Yalanı ortadan kaldırmak için öncelikle yalana yol açan nedenlerin bilinmesi ve onların ortadan kaldırılması gerekir. Çocuğun söylediği yalandan çok yalan söylemesine neden olan faktörler dikkate alınmalıdır.

2. Anne-baba, öğretmen ve eğiticilerin yalandan sakınmaları çok önemlidir. Dürüst olma konusunda çocuğa örnek olunmalıdır.

3. Çocukları istenmeyen davranışları gösterdiklerinde şiddetli bir şekilde cezalandırmamalı, daha toleranslı olunmalıdır. Böylece çocuk gerçekleri söylemekten çekinmeyecektir.

4. Çocukların bedensel, zihinsel ve sosyal ve duygusal özellikleri bilinmeli ve buna göre uygun isteklerde bulunmalıdır.

5. Çocukları, yeteneklerinin üzerindeki şeyleri yapmaya zorlamamak gerekir
 
6. Küçük çocukların söyledikleri yalanları öfke ve üzüntü ile karşılamamalıdır. Bu durumu çocukla açıkça konuşmalıdır.

7. Çocuklara aşırı baskı uygulanmamalı ve çok dar sınırlar çizilmemelidir. Çocuk bu sınırları aşmak için yalana başvurabilir.

8. Çocukların sıkıntılarını, endişelerini dinlemeye ve çözüm yolları bulmaya çalışmalıdır.

9. Anne-babalar, dostları ve yakınları ile olan ilişkilerinde çocuklara yalan söyleterek onları birer araç olarak kullanmamalıdırlar.

10. Yetişkinler kendilerini tasdik ettirmek amacıyla çocuğa yalan söylettirmemelidirler.