LİKYA GEZİSİNDEN ÖĞRENCİLER GÜZEL ANILARLA DÖNDÜLER
 

7 Nisan sabahı İstanbul'dan yola çıkan gezi grubumuz akşam saatlerinde Fethiye-Ölüdeniz'de konaklayacağı Turquoise otele vardı. Odalarına yerleşen öğrencilerimiz otelin restoranında akşam yemeğini yedikten sonra ertesi günkü gezi için yapılan bilgilendirme toplantısının ardından uyumaya çekildiler.

   

Ertesi gün Saklıkent Kanyonu'na gelen öğrencilerimiz kanyonun alçak bölgelerindeki sularda yürümek için ayakkabılar kiraladılar. Kanyonun içinden akan buz gibi su, kenarındaki iskelelerden yürürken bile soğukluğunu hissettiriyordu. Kanyonun iskelelerin bittiği yerden sonraki bölümüne devam etmek için suyun içinden karşıya geçmek gerekiyordu. Ancak suyun bel hizasına kadar yükselmiş olması nedeniyle bu mümkün olamadı. Geri döndük ve otobüse binip biraz ilerideki alabalık havuzlarının bulunduğu ağaçlarla kaplı cennet gibi bir yere gidip öğle yemeğimizi yedik. Bundan sonraki durağımız Fethiye'deki Kaya Mezarlarıydı. Bir tarafta yüksek kayalara oyulmuş mezarlar diğer tarafta da Fethiye Körfezinin güzel manzarası gerçekten çok etkileyiciydi.

 

Bir sonraki bölgemiz eski bir Rum köyü olan Kayaköy'dü. Kayaköy "o tarihlerde bile" evleri birbirinin manzarasını kapatmayan saygılı bir mimariyle inşa edilmişti. Büyük kilise ve bahçesi de oldukça ihtişamlıydı. İlk günkü gezimizin son durağı eşsiz güzelliğe sahip Ölüdeniz'di. Ölüdeniz'in kenarında yürüyen öğrenciler havanın sıcak ve suyun ısınmış olmasının sağladığı şansla belki de hayatlarında ilk defa nisan ayının başında denize girme imkanı buldular. Bu küçük deniz molasının ardından ilk günkü gezi tamamlanarak otele dönüldü. İkinci günkü gezimiz Göcek'le başladı.

 

Burada yat limanında topluca resimleri çekilen öğrencilerimiz daha sonra dünyaca ünlü Dalyan'ın yolunu tuttular. Köyceğiz gölüyle denizi birleştiren akarsuyun kenarındaki bir restoranda topluca yemek yenildikten sonra tekneye binilerek Köyceğiz gölüne doğru yola çıkıldı. Sultaniye kaplıcasında baştan aşağı çamura bulanmış insanlar öğrencilerin ilgisini çekti. Daha sonra kanala geri dönülerek kaya mezarları manzarasıyla kamışların arasında yapılan bir yolculukla deniz kaplumbağalarının koruma altına alındığı İztuzu plajına ulaşıldı. Öğrenciler Dalyan tarafında suyun sıcak olması nedeniyle yüzme imkanı buldular. Tabii emniyet açısından öğretmenleri bütün deniz molalarında olduğu gibi onlardan önce sudaki yerlerini almışlardı. Yüzme molasının ardından öğrenciler tekrar Fethiye'nin yolunu tuttular. Onları gezdiren rehber Ati ağabeylerinin yol boyunca gezilen ve görülen yerlerden hazırladığı sorular akşam onları yarışma ortamında bekliyordu. Yemekten sonra gruplara ayrılan öğrenciler dondurma ödüllü yarışmada heyecanla yarıştılar. Sonunda ağlayanlar küsenler dahi oldu.

   

Üçüncü günkü ilk durağımız Xsantos harabeleriydi. Öğrenciler çevreyi gezdikten sonra antik tiyatronun basamaklarına oturup Ati ağabeylerinin bölgeyle ilgili anlattıklarını dinlediler. Buradan Kaş'a doğru yola çıkıldı. Kaputaş plajında verilen resim molasının ardından Kaş'a varıldı. Öğle yemeğinden sonra Kaş sokaklarını ve çarşısını gezen öğrenciler Kalkan'a doğru yola çıktılar. Kalkan'ın taş evleri ile limanı gezildi ve havuza girme hevesiyle otele dönüldü. Ancak otelin yanındaki dağ dolayısıyla güneş erken kaybolduğu için hava serinlemişti ve havuza girme imkanı bulunamadı. Bunun yerine öğrenciler otelin bahçesinde top oynadılar.

  Son gün öğrencileri çok güzel bir tekne turu bekliyordu. Çarşı içinde, İstanbul'dan gelirken mayo getirmeyen öğrencilere ailelerinin isteği üzerine mayo alınıp Fethiye'deki antik tiyatro görülerek limana gelindi. Burada 20 metrelik, günlük tur teknelerine hiç de benzemeyen çok güzel bir yat onları bekliyordu. Fethiye körfezinden 12 Adalara doğru yola çıkıldı. Bazı öğrenciler kaptan'ın yanında dümen tutmanın keyfini yaşadılar. Adalar arası kapalı koylardan birinde öğrenciler bir kez daha denize girme imkanı buldular. Daha sonra çok güzel bir koyda öğle yemeği yenilip Kleopatra adasına geçildi. Öğrenciler adaya çıkıp harabeler arasında fotoğraf çektirdiler. Dönüş yolunda hava sertleşti fakat teknenin büyüklüğünün de etkisiyle öğrenciler korkmadan geziyi tamamladılar. Son geceyi odalarında arkadaşlarıyla eğlenerek ve çantalarını hazırlayarak geçiren öğrenciler ertesi sabah erkenden ailelerine gezi anılarını anlatmanın heyecanıyla İstanbul'a doğru yola çıktılar.
   
 

3. SINIFLAR BOLU GÖLLERİ GEZİSİ

 

Her yıl 3. sınıflarla yapılan Bolu gezisi bu yıl 5 - 6 Mayıs 2007 tarihlerinde organize edildi. 30 öğrenci ile 3 öğretmenin katıldığı geziye sabah İstanbul'dan hareketle başladık. Bolu Gökdemir tesislerinde yenilen öğle yemeğinin ardından Abant Gölü'ne gelindi. Havanın da uygun olması nedeniyle öğrenciler göl kenarındaki büyük alanlardan birinde bir saatten fazla oyun oynama imkanı buldular, fotoğraflar çektiler.
ALEV Okulları Öğrencileri Olimpos'ta

Gölcük Gölü ikinci duraktı. Doğa harikası gölün çevresinde yürüyerek dolaşan öğrenciler burada da oyun oynama imkanı buldular. Gezi sonrası Göynük Doğa otele geldiğimizde büyük bir sürpriz bizi bekliyordu. Öğrenciler için ayrılan odalar çok küçüktü ve yatakların birçoğu da önceden bildirilmesine rağmen ebeveyn yataklarıydı. Öğrencileri bekletmeden yemeğe çıkarıp otelle ve turu organize eden şirketle durumu düzeltmeleri için görüşmeye başladık. Ancak tamamen dolu olduğu için otel içinde bir çözüm bulunamadı. Bunun üzerine tur şirketi bize Koru otelde yer ayırdı ve yemekler bittikten sonra yola çıkıp Koru Otele geçtik. Ertesi gün Koru otelde alınan kahvaltıdan sonra otelin yanındaki tahta hediyelik eşyaların ağırlıkta olduğu markette öğrenciler aileleri için hediyeler aldılar.

Alışverişten sonra Sünnet gölüne gelindi. Bu güzel gölün kenarında fotoğraflar çektiren öğrencilerden bazıları çocuk parkında eğlenirlerken erkek öğrencilerden bir grupta futbol sahasının yolunu tuttu.
ALEV Okulları Öğrencileri Köprülü Kanyon da
 
Bu arada öğle yemeklerimiz hazırlandı. Yemeğimizi yedikten sonra Çubuklu gölün yolunu tuttuk. Göl kenarındaki değirmenler Çubuklu göle ayrı bir güzellik katmıştı. Fotoğraflarımızı çekip göl kenarında küçük bir yürüyüş yaptık ve güzel mimarisiyle evleri Safranbolu evlerini andıran Göynük'e geldik. İlk olarak Akşemsettin 'in türbesi ve yanındaki tarihi cami ziyaret edildi. Özellikle türbe öğrencilerin çok ilgisini çekti. Hükümet konağının ardından İstanbul ve Ankara caddelerine gelindi. Buraya İstanbul ve Ankara caddesi adının veriliş sebebi (ki burası şu anda cadde değil sokak olabilir ancak) eski Ankara-İstanbul yolunun buradan geçmesiymiş ve bu iki caddenin birleştiği yer Ankara-İstanbul yolunun tam ortasıymış.
Buradan sonra yürüyerek çarşı içinde küçük bir tur atıldı, değişik mimarili evler görüldü, Zafer kulesinin fotoğrafları çekildi. Böylece gezin sona ermiş oldu ve öğrenciler sadece bir gün ayrı kalmalarına rağmen çok özledikleri ailelerinin yanına bir an önce ulaşmak üzere İstanbul'a doğru hareket ettiler.
 
ATA'NIN ÇOCUKLARI ANKARA' DAYDI
 

ALEV OKULLARI 4. Sınıf öğrencileri her yıl olduğu gibi bu yıl da Atalarını ziyaret ettiler.

3 Kasım Cuma günü yağmurlu bir günde çıkılan yolculuk çok keyifli başladı. Yağmur, Bolu'da yerini kara bırakırken çevrenin güzelliği hepimizin sevincine sevinç kattı. Daha önceden planlandığı gibi yolculuk saat 20.00 da Gölbaşı/Patalya Otelin önünde son buldu. Akşam yemeğinden sonra odalarına çekilen öğrenciler ertesi günkü gezinin hayaliyle uykuya daldılar.

ALEV Okulları Öğrencileri Ata'mızın Huzurunda  

4 Kasım Cumartesi sabahı gezinin ilk ve en duygu yüklü durağı Anıtkabir ziyareti idi. Anıtkabir girişinde bulunan kulelerde rehberlerinden gerekli ön bilgileri alan öğrencilerimizin "Aslanlı Yoldaki" ilerleyişleri görülmeye değerdi. ALEV OKULLARI için özel olarak hazırlanan "mozoleye çelenk koyma töreni" askerler eşliğinde yapılırken öğrencilerimizin ciddiyeti gözlerden kaçmadı. Yarınların Türkiye'sinde rol alacak olmanın bilinci ve sorumluluğu ile hareket eden öğrencilerimiz çelenk koyma töreninden sonra Kurtuluş Savaşının izlerini taşıyan ve o günleri yaşatan canlandırma bölümünde Cumhuriyetimizin önemini bir kez daha kavrayıp Atatürk çocuğu olmanın onurunu tüm benliklerinde hissettiler.

İstemeye istemeye Anıtkabirden ayrılan öğrenciler güzel bir öğle yemeğini hak etmişlerdi. Hacıbey restoranda yenilen öğle yemeğini Etnografya Müzesi izledi. Burada kendi kültürel değerlerimizi inceleme fırsatı bulan öğrencilerimiz gördüklerini ders konularıyla da ilişkilendirdiler.

Serpiştirmeye başlayan kar taneleri ile yollarına devam eden çocuklarımız Anadolu Medeniyetleri Müzesine geldiklerinde hava artık kararmaya başlamıştı. Burada gördükleri her eser onları geçmişe götürüyordu. Geçmişle günümüz arasında yaptıkları yolculukta merakları, öğrenme istekleri başka bir mutluluk kaynağıydı. Şehir turu ile son bulan günün yorgunluğunu havuza girerek atan öğrenciler, akşam yemeğinden sonra kendilerini uykunun rahatlatıcı kollarına bıraktılar.

 
 

Pazar sabahına bembeyaz bir Ankara ile uyanan öğrencilerin heyecanı doruktaydı. Kahvaltıdan sonra kartopları eşliğinde otobüslerine binen öğrenciler rotalarını Meclis Binasına doğru yöneltmişti. Burayı gezerken hepimizin gözünde aynı manzara canlandı. "İşte bu balkondan Cumhuriyeti ilan edişini duyurmuştu halkına". Binanın iç kısımlarını gezerken Atatürk'ün kürsüden seslenişi kulaklarımızda çınlıyordu. Mekanları canlı bir şekilde yaşayan çocuklarımız gördükleri her manzaranın resmini çekmeyi de ihmal etmediler.

Havanın soğuk olması Harikalar Parkına gitmemizi engellemişti ama
MTA Müzesi-Enerji Parkını gezi programımıza eklememiz de günün sürprizi olmuştu. Burayı, Atatürk Evi ve Atatürk Orman Çiftliği Hayvanat Bahçesi gezisi izledi.

Dönüş yolculuğu başladığında otobüste izlediğimiz "Anıtkabir Belgeseli" CD'si hepimize "Biraz daha kalabilseydik!" dedirtti.

Anılarımızda yaşayacak bir Ankara gezisini daha noktalarken "Güzel Ankara'mız, nerede olursak olalım gönlümüzde kocaman bir yerin var!" diyoruz.