İKİ YABANCI DİL ÖĞRENMENİN ÖNEMİ

İletişimin anahtarı insanların birbirlerine ne dediklerinin anlaşılmasıdır. Bu, aynı dili kullanan insanlar arasında kendiliğinden gerçekleşirken farklı dilleri konuşanlar arasındaki iletişim birbirlerinin dillerini öğrenmeyle mümkün olur. Yabancı dil öğrenmek bu durumda bir ayrıcalık değil, gerekliliktir.

Gremmo ve Riley’e (1997) göre öğrenci, en iyi öğrenmeyi dil öğrenirken gerçekleştirir. Öğrencinin dilsel performansını ve öğrenme kapasitesini artırmaya yönelik çalışmalara özel bir zaman ayrılmalıdır. Öğrencilerin gelişimini hedefleyen bir yabancı dil öğretim programının amacı, öğrencilerin “iyi öğrenen” birey olmalarını sağlamaktan ziyade, dil öğretiminin etkili bir şekilde gerçekleşebilmesi için onların zayıf ve güçlü yönlerinin bilincine varmalarını sağlamaktır.

Dil eğitimi; insan beyninin en esnek olduğu, algılamanın, dilin en etkin şekilde öğrenilebildiği çocukluk yaşlarında başlamalıdır. Bu süreç içerisinde öğrenilen yabancı dillerin ana dil seviyesine yaklaştığı kanıtlanmıştır.

Çocuklar ana dillerini öğrenirken önce duyar, sonra tekrar eder ve daha sonra konuşurlar. Yabancı dil öğrenirken de temel kurallar ana dildeki kuralların işleyişi gibidir. Yabancı dil, küçük yaşlarda bir oyun gibi başlayıp eğlenceli bir ortamda öğretilmelidir.

Konu bazlı çizme ve boyama aktiviteleriyle, şarkılarla, interaktif hikâyelerle, münazaralarla ve Erasmus+ gibi kültürel değişim projeleriyle öğrenciler kültürlerarası iletişim kurmayı, sunum becerilerini kazanır ve bunları asla unutmaz.

ALEV Okullarında, okul öncesinden  itibaren Almanca ve 2. sınıftan itibaren başlayan İngilizce dil öğretimi yapılmaktadır. Okul olarak her yaşa uygun aktivitelerle giderek artan bir dil birikimi sağlama ve öğrencilerin bu birikimi yansıtacakları, seviyelerine uygun sunumlar, verilen metinle ilgili soru yazma, boşluk doldurma, anahtar kavramları çıkarma, metindeki sözcükleri gramerde işlenen konuya göre gruplandırma, metnin yapısını karmaşıklaştırarak öğrencilerin anlamlı metinler oluşturmalarını sağlama, yaratıcı yazma çalışmaları yapma (metin tamamlama, kavramlardan metin oluşturma, bir resim üzerinden hikâye yazma, şiir yazma, tekerleme oluşturma), yazı yazmayı oyunlaştırma, öğrencilerle hayali metin oluşturarak onların kendi yazdıklarını denetleme imkânı sağlama, okuma-anlama-yazma-dinleme çalışmalarının yanında en zor başarılan konuşma çalışması içinde günlük yazma ve yazdığını anlatma gibi çalışmalarla  şu anki ve gelecekteki ihtiyaçlarını karşılamak için dil tasarımının adım adım hazırlanması gerektiğine inanıyoruz.

Özellikle iki dilin birlikte öğrenilmesi, çeşitli tekniklerin paralellik göstermesi açısından dil öğrenimini kolaylaştırır ve gelecekte de bize başarının kapısını açan anahtar olur.

 

NEDEN ALMANCA DİL EĞİTİMİ?

“Almanca öğrenmek neden önemlidir?” sorusunun cevabı çok nettir çünkü Almanca dünyadaki en önemli kültürel dillerden biridir. Dünyaya yön veren insanların ortak dilidir. Goethe, Karl Marx, Kafka, Brecht, Freud, Einstein, Mozart, Beethoven sadece önemli sanatçı ve bilim insanlarından birkaçıdır. Ayrıca Almanca konuşulan ülkeler bugün dünyaya yön veren ülkeler arasındadır. Bu ülkelerde eğitim almak için Almanca öğrenmek ayrıca önemlidir.

Almanca dil eğitiminde öğrenciye nasıl düşüneceğini öğretebilmek ve düşündüklerini ifade etmesi için yani gerçekliğe taşıyabilmesi için kendi dil tasarımlarını oluşturmak esastır.

 

NEDEN İNGİLİZCE DİL EĞİTİMİ?

Günümüzde sürekli öğrenen ve kendini geliştiren, dünyanın değişik yerlerinden bağlantılar sağlayıp bir dünya vatandaşı olan veya olma yönünde ilerleyen her birey için İngilizce konuşabilmek bir gerekliliktir çünkü İngilizce:

- Dünyada 53 ülkenin ana dilidir. Birçok ülkede ikinci olarak öğretilen ilk yabancı dildir.

-Bilimin, turizmin ve teknolojinin ortak dilidir. Yurt dışında eğitim veren bir üniversitede okumak veya yüksek lisans, doktora yapmak için İngilizceye hâkimiyet istenmektedir. Ayrıca yabancı dergilerdeki makalelerin ortak dili de İngilizcedir. Eğitimin uluslararası boyutunda başarı için iyi bir İngilizce şarttır.

-Yapılan araştırmalar sonucunda da dünyada her 5 kişiden birinin kullandığı veya anladığı dildir.

-Bir dili öğrenmiş olmanın verdiği özgüvenle çok daha farklı çalışmalar yapabiliriz.

İngiliz dil bilimci Frank Smith’in de dediği gibi: “Bir dil size bir kapıyı açarken iki dil ise size yol boyunca her kapıyı açar.”